23 Nisan 2014 Çarşamba

DURUM BİLDİRİMİ :)

 


Merhaba, çocukların uyudukları nadir anlardan birinde bilgisayar başına oturabilmişken yazıp kaçacağım :) Belki de yazamadan Defne uyanacak, mümkündür...

Defne 11. ayına girdi ve hani o daha önce bahsettiğim hayal ötesi çocuk vardı ya o yok artık.Sürekli ağlayan, kucağımdan bir saniye bile ayrılmayan, iştahsız, uyumayan bir kızım var artık.Mütemadiyen ağlayabilir mi bir çocuk hem de sebepsiz! Ağlıyor işte, bir saniye bırakıp su içmeye gitsem katıla katıla ağlıyor.O ağladıkça ben geriliyorum, bazen ağlıyorum.
Bugünler geçer mi??? Umutsuzum...
Uykuyu da sevmiyor, dinlenecek hiç vaktim olmuyor...
Yorgun ve uykusuz olunca geriliyorum, gerildikçe süt azalıyor. Süt gelmedikçe panik ve stres iyice süt oluşumunu engelliyor. Kısacası zor günler geçiriyorum.Tatlı, bulgur, yeşillik ve günde 3 litre su tüketerek süt arttırmaya çalışıyorum.İlk kez başıma geliyor bu durum şaşkın ve mutsuzum...
Diğer yanım var birde; Uras'ım...İlgilenmeye pek zamanım olmuyor, temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorum.5 dk boş kalsam arabaları dizip oynuyoruz ya da maç :) Müzik açıp dans etmeyi seviyor bu aralar ve tüm yorgunluğuma rağmen eşlik etmeye çalışıyorum.
Hafta sonları babasıyla dilediği her şeyi yapıyor, hep dışarıda ve oyuncak alışverişindeler.Akşamları zaten baba kapıdan girdiği andan itibaren odasına götürüyor arabalarla oyunlar başlıyor.Baba iş dışındaki vaktinin tamamını ona ayırınca haliyle babasına olan ilgisi daha fazla...

Kardeş kıskançlığı had safhada, özellikle baba paylaşılamıyor.Oyuncak kavgası, yemek kavgası, Uras'ın kıyaslamaları (biz asla yapmıyoruz), baba kavgası vb. bunlar geçecek mi? Sürekli okuyup araştırıyoruz nasıl davranmalıyız diye fakat pratikte çözüm zor...

2 çocuğu ard arda dünyaya getirmek doğru mu yanlış mı, yaş aralığı daha fazla mı olmalıydı ben hala emin değilim.Bazen iyi ki böyle olmuş büyüyorlar ve artık kendime zaman ayırabileceğim diyorum, bazen bu yoğunluk hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor 3-4 yıl bekleseydim diyorum.
Uras'la ilgilenmeyi özlediğim zamanlar oluyor, sırf ona ayırabileceğim 2 saatim olsa mesela...Geçtiğimiz hafta Hatay'a gittik çocuklarla. Defne'ye teyzesi baktı ben Uras ile çarşıya gittim istediği her yere götürdüm oyuncak isteklerini hiç reddetmedim. Şımartmayı bile özlemişim...Ve o gün elleri elimdeyken halen ne kadar küçük olduğunu fark ettim! 
Uras yanımdayken bu kadar uzak olmak çok üzücü...O aslında kendi dünyasında mutlu, oynuyor eğleniyor.Ama ben daha çok sarılmak daha kaliteli zaman geçirmek istiyorum.
Döktüm içimi rahatladım yine :)

Bu arada Defne'nin gelişiminden bahsedeyim; yaklaşık 2 aydır emekliyor ama yürümeyi asla istemiyor.Koltuklara tutunarak ayağa kalkıp sıralıyor fakaaat tekrar yere oturamıyor.Uras 9. ay sonu yürümüştü ama sanırım kız-erkek farkı var.Kasları güçlü oluyor erkek çocukların, fiziksel gelişimi daha hızlı bu yüzden.
Günlerce çabaladık ''baba'' demeyi öğrendi.Bolca çekmece-dolap karıştırıyor.Banyo saati geldiğinde sevinç çığlıkları atıyor.Neyse ki mutlu edecek bir şey var ''banyo'' :)

 
Ben ise tüm bu yoğunlukta kendime kitaplar alıyorum okumaya vakit bulmayı ümit ederek, bir yandan sevgililer günü hazırlığı, diğer yandan ailemize katılacak özel bir bebek için minik hazırlıklar, vee yaş günleri yaklaşan Defne ile Uras için parti hazırlığı içerisindeyim.








18 Aralık 2013 Çarşamba

Elma Püreli Yoğurt


Defne'nin bugün ara öğün olarak yediği püreyi hemen yazmalıyım diye düşündüm. Çünkü çok lezzetli ve çok severek yedi. Ayrıca Asya Dila için gelsin bu tarif ;) Annesi, umarım minik prenses sever ve yer....

1 Elma
3 Kaşık Ev Yoğurdu
1 Çay Kaşığı Tarçın

Elmayı soyup cam rende ile rendeleyin ve tüm malzemeyi karıştırın.

Aslında miktarı arttırıp kendiniz içinde yapın bence çok lezzetli ve sağlıklı bir ara öğün olur.
Fotoğraf makinemiz evde kayıp, cep telefonu kullanmıyorum dolayısıyla fotoğraf çekemiyorum bu aralar böyle...

7 Aralık 2013 Cumartesi

Karlar Düşer...


Yılın ilk karı yağdı bu sabah, karı gördükçe üşürüm ben...Şimdi soğuk, karlı, yağışlı geçecek koca 3 ay var önümüzde...Sonraaa gelsin bahar, en sevdiğim mevsim!

Artık kapının önüne bile çıkmak istemeyeceğim, oysa Uras kardan adam yapmak için sabırsızlanıyor. Neyse ki teras var, akşam babası gelince çıkarlar açarız ışıkları yapar kardan adamını :) Defne pencereden izlemekle yetinecek, hasta olacaklar diye ödüm kopuyor.

Sevmiyorum kışı, öyle mutluluk içinde kardan bahsedemeyeceğim. Benim mevsimim bahar çünkü!
Ilık akşam rüzgarları, bembeyaz çiçekler açan meyve ağaçları, yakmayan güneş...
Çocuklarla yürüyüşe doyacağımız, günün her saati dışarıda olabileceğimiz mevsim..

6 Aralık 2013 Cuma

Notlar...Notlar



Mutfak penceremin önünde duruyorum. Muhteşem deniz manzarasının tadını çıkarıyorum. Elimde sıcacık sütlü kahve, çocuklar uyuyor.Sakin, sessiz 1 saatçik...Dinlendim...

Sonra çocuklar uyanıyor, biri uyanınca diğerini mutlaka uyandırır. Maraton başlıyor :) İşler, güçler, çocukların ihtiyaçları, oyunlar derken akşam oluyor.
Sıradan bir gün daha bitiyor derken ta taam akşam 6'da yemeğe misafir geleceğini öğreniyorum. Telaşa gerek yok bu misafir başkaa, yemeklerini hazırlayıp gelirler yada karı-koca mutfağa girip yaparlar. Ben çocuklarla ilgilenmeye devam :) Böyle arkadaş dostlar başına, kendi evimde misafir gibiyim.
Yemek bahane arkadaşlar şahane ;)

Uras bugün kahverengi kek yapar mısın anne dedi. Yaptım tabii şu anda evin bilumum yerleri kek kırıntılarıyla dolu :) Afiyetler olsun bal oğluma!

2 gündür burun akıntısı ve hafif öksürükleri başladı, o öksürdükçe kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor. Lütfen rsv olmasın, kısacık bir gribe razıyım ama günlerce hastanede kalmayalım.
Burun spreyi ile günde 3 kez temizliyorum, ıhlamur ve soğan çayı yapıyorum severek içiyor ikisini de...
Tam da Haziran ayından beri hasta olmadık, atlattık bu dönemi diye konuşmaya başlamıştım.

Defne'nin de burnu tıkanıyor, bulaşıyor tabii...Sprey ve otri bebe ile iş başındayım.

Bu arada 9. ay aşımızı yaptırmaya bir türlü gidemedim, Pazartesi de kar yağacakmış soğuk havada çocukları dışarı çıkarmak düşüncesi bile ürkütüyor. Ama en azından Defne çıkacak mecburen, keşke aşılar için hemşireler eve gelse...
Evhamlı anneden sevgiler ;)





3 Aralık 2013 Salı

Enginarlı Bezelye Püresi

Malzemeler:
  • 1 Küçük Enginar
  • 1 Çay Bardağı Bezelye
  • 1/4 Kuru Soğan
  • 1 Bardak Et Suyu
  • 1 Bardak Su
  • 1 Yemek Kaşığı İrmik
  • 1 Yemek Kaşığı Zeytinyağı
Yapılışı:
  • Enginar ve soğanı küçük doğrayın.
  • İrmik hariç tüm malzemeyi tencereye alıp pişirin.
  • Sebzeler yumuşayıp suyunu çekmek üzereyken blenderdan geçirin.
  • İrmik ekleyip karıştırın.
 
Kıvamını siz belirleyebilirsiniz, bebeğiniz sulu seviyorsa daha sulu katı seviyorsa suyunu iyice çektirin.Soğudukça katılaştığını da belirteyim.
 
Ilıdığında yağ ekleyip yedirebilirsiniz.
 
Ben çocuklarımın yemeklerinde 2 çeşit sebze kullanıyorum. Enginar ve bezelye, yer elması ve brokoli, patates ve havuç gibi gibi...Bunların dışında zaten ay itibariyle soğan ve sarımsak ekliyorum, et suyu, kıyma derken çeşit artıyor.
Her gün taze hazırlamayı tercih ediyorum.Fakat bu tarif ile biraz fazla püremiz olunca karton bir bardağa doldurup dondurucuya koydum.Çok uzun süre bekletmeden tüketiriz.
 

2 Aralık 2013 Pazartesi

Blog Fırtınasında 2. Gün ;)


 
 
Bir süreliğine gözlerinizi kapatın. Uzun bir seyahatte olduğunuzu düşünün. Yolda seyir halindesiniz ve aracı siz kullanıyorsunuz.

Bugün inanılmaz yorucu geçti ve şimdi çocukları uyutup beni dinlendirebilecek her şeyi ard arda yapmak istiyorum. Fonda Jason Mraz I'm Yours...Bitki çayımı içip uzanıp seyahat planlasam, nereye gitmek isterim ki...Çocuklardan 1 sn. bile uzak kalamam, onlarla da bu mevsimde zor...

Defne sabah uyandığı andan gece uyuyana kadar aralıksız her şeye ağladı. 3.Diş mi geliyor bilemiyorum. Sakinleştirmek için denediğim her şey sonuçsuzdu, sadece kucağımda olmak istiyor bıraktığımda hıçkırarak ağlıyor zor bir gündü...Ben yemek yiyemedim hadi kendimi geçtim Uras'a sağlıklı yemek hazırlayamadım.

Akşamdan kalan çorba ile kahvaltı yaptı, öğlen sucuk, akşam haşlanmış makarna bu kadarını bile Defne kucağımdayken hazırlayabildim. Aslında Uras'în sevdiği yemeklerdi ama vicdanım rahat değil...

Bu arada Defne neler yedi;
Kahvaltıda sadece haşlanmış yumurta ve ekmek hazırlayabildim.
Öğlen sarımsakla yarım avokado ezdim, versem 1 avokadoyu bitirirdi.
Akşam kabak püresi ve yoğurt...Bu kadarına şükür.

Babamız geldikten sonra da durum değişmiyor, Uras babasına çok düşkün ve kardeşini yaklaştırmıyor dolayısıyla Defne hep bende...Geçmiyor günleeer diyerek Özcan Denize bağlıyorum :))

Yarın görüşmek üzere...

1 Aralık 2013 Pazar

Biz Hala Buralardayız

 
Bir varmış bir yokmuuuşşş iki küçük çocuklu Pınar anne varmış.Yazmayı çok severmiş.Çok istese de küçük çocukları sürekli ilgi istediğinden dolayı düzenli yazamazmış.
Defne kuzusu 9. ayını doldurmak üzere olduğu halde henüz blogda O' nunla ilgili 2 kez yazabilmiş.Oysa Defne'yi anlatmak anlatmak anlatmak istiyormuş.

Şöyle bir bebek düşünün; yemek seçmeyen (kereviz dışında), ağlamayan, uykusu geldiğinde kendi uyuyan, düzenli emen, sürekli gülücük saçan, her müziğe dans edip eğlenen, kendi dünyasında çok mutlu! İşte o Defne Hanzade ;)
Beni hiç yormuyor minik meleğim, kocaman bir Maşallahı ihmal etmeyelim.

Uras'a gelince artık kıskançlık tepkilerine başladı, Defne ona dokunduğu anda kıyameti koparıyor.Benden uzak dur, yaklaşma, dokunma, sen hep bana vuruyorsun diye söylenerek vurmaya yelteniyor.
Sevdirmeye çalışıyoruz ama şimdilik çabalarımız sonuç vermiyor.Bakalım zamanla alışacak (öyle umuyoruz).

Uras artık çok yemek seçiyor, bu sebeple her öğün yemek sorunu yaşıyoruz.Et ve tarhana dışında hiç bir şey yemek istemiyor.Sırf bu yemek yedirme çabaları bile beni çok, çok yoruyor.Her lokması için binlerce dil döküyorum, oyunlar oyunlar...

Hızla öğrenmeye devam ediyor, özellikle İngilizceye ilgisi büyük.Bizde öğretip, tekrar ettiriyoruz.Renkleri ve 10'a kadar saymayı biliyor, şimdi evde ki nesneleri öğretmeye başladık.
Defne ise; bay bay, alkış ve elleriyle çeşitli dans figürleri sergilemeyi öğrendi :) Anne ve mama demeyi öğrendi, şu anda ihtiyacı olan iki kelime :)
Yorucu olduğu kadar keyifli günler geçiriyoruz. Bugünlerimizin her saniyesinin tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Zaman hızlı ilerliyoruz, daha 6 ay önce kelimeleri yarım söyleyebilen Uras şimdi pıtır pıtır konuşuyor.O yarım kelimeleri bile özledik.İyi ki sürekli telefon elimde kaydediyorum.
Ayrıca blog fırtınası bende katıldım, Aralık ayı boyunca her gün yazacağım.Bu sebeple düzenli yazıp çocukların gelişimi ile ilgili bolca notlar almış olacağım için seviniyorum.Umarım vakit ayırabilirim.







1 Ekim 2013 Salı

Defne ile Ek Gıda Yeniden...

 
 
Defne'nin bir günlük yemek listesini yazmak istiyordum ne zamandır da bir türlü fırsatım olmuyordu, şimdi çocukları oyuncakların başına oturtup yazmaya başladım.Bitirebilir miyim bilemeden...

Bu aralar biraz öksüren Defne için İpek Hanımın Çiftliğinden öksürük pekmezi aldık sabahları uyandığında ilk işimiz 1 tatlı kaşığı pekmez yedirmek oluyor.
Sonrasında alt-üst değiştirme yüz yıkama vs derken yarım saat kadar oyalanıyorum ki pekmezin demiri emilsin.
Kahvaltısını aslında bulamaç vermek istemiyordum hep söyledim bunu ama tek tek yedirmek zor, yutamıyor.Haşlanmış yumurtayı özellikle oldukça güç yutuyordu.Bu yüzden bulamaça döndük en azından dişleri çıkana kadar...

Her gün farklı hazırlıyorum kahvaltıyı ama demirbaşlarımız %100 keçi peyniri ve haşlanmış yumurta sarısı oluyor. Mesela bir gün kuru meyve püresi ile peynir-yumurta, diğer gün taze meyve püresi(muz favorimiz) ile peynir-yumurta, ertesi gün yulaf unu ile muhallebi yapıp peynir-yumurta ekliyoruz.Böyle çeşitli tatlar öğreniyor bence...Tabii her kahvaltıya 1 çay kaşığı kadar keçiboynuzu tozu ekliyorum.

Sonra öğleye kadar bir kaç kez anne sütü alıyor.
Öğlen için genelde sebze püresi yapıyorum.Buharda haşlanmış iki çeşit sebzeden oluşuyor, çok karıştırmaya gerek duymuyorum.

Yine ara öğün olarak anne sütü :) Ve ikindi saatlerinde ev yapımı yoğurt 1 kaseye yakın yiyebiliyor.Bu arada evde yoğurt kalmamışsa organik paket yoğurt alıyorum çok nadiren ama yemiyor, sanki limon yiyormuş gibi tepkiler veriyor. Bu yüzden yoğurt olayına önem veriyorum.
Ve şimdilik sade yoğurt terci ediyorum, 8. aydan sonra sarımsakla yedireceğim.

Akşamları yine sebze püresi olabiliyor ama her öğün taze hazırlıyorum.Arada bir çorba da olabiliyor.Uras için zaten mutlaka çorba yapıyorum onu bazen tuz ve baharat eklemeden önce Defne'ye yediriyorum.Bunun dışında önceki gün Defneye özel kabak dolması yaptım :) Tuz,baharat ve salça eklemeden kıyma, pirinç,soğan,sarımsak, dereotu ekleyerek iyice yumuşayana dek pişirdim, çatalla ezerek yedirdim.Yavaş yavaş kıyma yedirmeye başladık.Babası 3 kez çektiriyor kıymasını ve mutlaka taze kuzu kıyması alıyor.Bunun için sık sık Bursa'ya gidiyor :) Kıyma ve yumurtayı Bursa'nın bir köyünden alıyoruz.Güveniyoruz...

Akşam yine anne sütü ile devam ediyoruz...Şu anda 6,5 aylık ve 10 kilo...Yemekler bu kadar, anne sütünün kalitesini arttırmak için çok iyi besleniyorum.Ve ek gıdaya başlamadan önce de gelişimi çok iyiydi sütüm gerçekten özen göstermeme değiyor ;)

12 Eylül 2013 Perşembe

Kuru Meyve Püresi (6+)


Malzemeler:

  • 2-3 Adet Gün Kurusu Kayısı
  • 1 Yemek kaşığı Dolusu Kuru Üzüm
Yapılışı:
  • Meyveleri yıkayıp küçük bir tencereye alın.
  • 2 Su bardağı su ekleyip haşlayın.
  • İyice yumuşadığında suyu ayrı bir kaba dökün bunu siz çay olarak içebilirsiniz ;)
  • Meyveleri blenderla ezin.
  • Bebeğiniz pütürlü yiyemiyorsa birde tel süzgeçten geçirin.
 
Ben iki çocuğuma da pütürlü yemeğe alıştırdığımdan biz süzgeçten geçirmiyoruz, blenderdan sonra yiyebiliyorlar.
 
Bu püreyi tek başına yedirebileceğiniz gibi, sabah tuzsuz peynirle karıştırabilirsiniz. Yoğurtla olabilir. Hatta sebze ile bile karıştırabilirsiniz, buradan sonrası sizin yaratıcılığınıza kalmış ;)
 

22 Ağustos 2013 Perşembe

Yelabaa Benim Adım Uyas!



Başlığımız son günlerde en çok duyduğumuz sözler...Çevrede tanımadığı kişilere selam verip tanışmak sohbet etmek Uras'ı mutlu ediyor.Pek sosyal bir çocuk!
Geçtiğimiz hafta pikniğe gitmiştik, her masaya gidip kendini tanıttı ''UYAS'' biraz sonra masalardan sesler yükselmeye başladı ''İLYAAAS gel top oyna, gözleme ye gibi gibi...meğer herkes adını İlyas zannetmiş :)))

Uras başından beri öğrenmeye açık, zeki, her öğretileni çabuk anlayan bir çocuktu.Ama bugünlerde daha da çabuk öğreniyor büyüdü galiba bizim minik bebeğimiz.Genel olarak uyumlu, oldukça hareketli, mutlu neşeli bir dönemdeyiz.5-6 ay önceki sinir krizlerimizi atlattık nihayet...

Zor olan benim iki çocuğa alışmam; Defne geceleri çok sık uyanıyor, Uras gündüz uyanık dolayısıyla ben hep uyanık olma durumundayım! Uykusuz ve oldukça yorulduğum bir dönem, geçecek diye kendimi motive ediyorum.Henüz doğum yapalı 6 ay olsa da kilom gebelik öncesinin bile altında 4'le başlayan rakamları gördüm maalesef...Ev işleri, çocuklar, mutfak, az da olsa sosyal hayat, arkadaşlar akrabalar ve eşime vakit ayırayım derken kendime bakamayacak bir durumdayım.Ama halen ayaktayım :)


 
 
Uras kreşi istemiyor bizde zorlamak istemiyoruz biraz daha zaman geçsin bakalım.Evde şahane mi vakit geçiriyoruz verimli olabiliyor muyum tartışılır.İyi beslendiği kesin, yaşına uygun kitaplar okuyorum.Artık şekilleri öğretiyorum, saymayı ilerletiyoruz.İngilizce yavaş yavaş öğretiyoruz.Elbette kreşte daha kaliteli zaman geçirecektir ama o benim yanımda olmak istiyor saygı duyuyoruz fikrine ;)

Uras'ın baba aşkı ve hayranlığı giderek artıyor.Uras'a göre babası her konuda en iyi, en başarılı, mükemmel ne yapsa doğru buluyor.Aslında haksız da değil ;) Babam gibi giyineceğim, babam gibi yemek yerim, babamla işe gideceğim derken artık babası gibi bakıyor, mimikler bile aynı aynı fena takipte!
 

Defne zaten doğduğundan beri gülücük saçan şahane bir bebek, gece uyanmaları dışında beni hiç yormayan uysal, uyumlu tatlı mı tatlı kardeş! Uras hala uzak duruyor ''bana dotunmasın'' diyor. Ama Defne'de Uras'a bayılıyor, Uras'ın her hareketine gülüyor ve sürekli onu takip ediyor.
Babayı Defne'ye yaklaştırmıyoruz(Uras'ın emri ile) ama babası sadece dönüp baksa bile Defne kahkahalara boğuluyor öyle de hayran...

Kızımız da 6. ayında yavaş yavaş ek gıdaya başladık, meyve püreleri veriyoruz şimdilik.Tabii anneanne her fırsatta normal yemekler yedirmeye çalışsada engel oluyorum.Aşılarımız düzenli olarak uygulanıyor.

Mutluyuz, huzurluyuz :))






24 Temmuz 2013 Çarşamba

Menenjit aşısı:Menactra



Menenjit salgınını duyduğumuzdan beri Uras'a aşı yaptırmak istiyorduk. Ama bizim her şeyi erteleme huyumuz vardır, aşıyı bir süre araştırıp bırakmıştık.
Geçtiğimiz ay Uras'ın RSV hastalığı tekrarlayınca 1 hafta hastanede yattı, iyileşip kontrol için tekrar hastaneye gittiğimizde doktorumuz Ela Tahmaz Menactra aşısından bahsetti. Yaptırmamızı önerince (ki doktorumuza sonsuz güveniyoruz) zaten istediğimiz için hemen yaptı.

Küçük bebeklere 2 doz uygulanıyormuş 9. ve 13. aylarda, 2-11 yaş arasındaki çocuklara tek doz uygulanıyor.
Aşı hakkında uzun uzun konuştuk, çünkü daha önce hıb ve pnömokok aşıları yapılmıştı 4 doz ve bunlar menenjitten korunmak içindi.Neden şimdi Menactra diye sordum.

Menenjite yol açan üç farklı bakteri varmış.Bunlar Hib, Pnömokok ve Meningokokal
Bu bakterilerden en sık görüleni Hib ve Pnömokok olduğundan dolayı sanırım devlet bu aşıları karşılıyor. Fakat Meningokokal daha az görülmesine rağmen daha tehlikeliymiş. Virüsün neden olduğu menenjit sağlıklı çocuğu 1 gün içinde öldürme potansiyeline sahipmiş.
Meningokokal menenjitin erken belirtileri, yaygın karşılaşılan solunum yolu enfeksiyonlarına çok benzediği için ayrım yapmak çok zormuş.Bulgular ortaya çıktığında ise çok geç olabiliyor maalesef...

Sağlıklı kişiler dahil her yaş grubu risk altında olmasına rağmen en çok etkilenenler bebek ve çocuklar, dolayısıyla aşı bizim için kaçınılmazdı.

Aşı Türkiye'ye yeni gelmiş olmasına rağmen dünyada 7 yıldır uygulanıyormuş. Okuyun, araştırın, doktorunuza danışın ve yaptırın derim ;) Koruyuculuğu diğer tüm aşılar gibi %100 olmasa da içimi rahatlattı...

Güncelleme...

Eczacı bir arkadaşımla da bu konuyu konuştuk ve onun verdiği bilgileri aynen aktarıyorum;
''Türkiye'de en çok rastlanan menenjit türü pediatrik akut bakteriyel menenjite en çok meningokoklar sebep oluyor ve genellikle 5 yaş altı çocukları vuruyor..5 yaş altı çocuk ölümlerinin 10'da biri bu yüzden...yüksek bir oran bir ülke için. Menenjit beyin ve omurilik zarlarında iltihaplanmaya veya meningokoksemi denilen kan enfeksiyonuna yol açıyor.Menactra 9 ay-11 yaş arası çocuklar için uygulanan ve uzun çalışmalar sonucu ruhsatlandırılmış..Dünyada aşı üretiminde lider olan Sanofi Pasteur'un aşısı.İlk doz 9-23 ay arası yapılmalı.İlk dozdan sonra hastalığa yakalanma riski ortalama %90 oranında azalıyormuş yapılan çalışmalarda.Neisseria Meningitidis bakterisinin sebep olduğu menenjit 24 saatte öldürebiliyor bir çocuğu..İlk doz yapıldıktan 30 gün sonra 2. doz uygulanmalı.Eğer 2 yaşın üzerindeyse tek doz uygulanabiliyor..

Bence hiç tedirgin olunmamalı. Bu aşıyı diğer aşılarla eş zamanlı veriyorlar; karma MMRV (kızamık,kabakulak,kızamıkçık,su çiçeği aşısı) veya konjuge pnömokok aşısı PCV7 ile uygulandığında % 81-98 arası koruma sağlıyormuş. Menactra PCV7'nin etkinliğini azaltmıyor,bilimsel verilere geçecek bir etki değil bu,diğer karmaya kanıtlanan hiç bir bağışıklık etkisini azaltma gibi bir veri yok zaten. Bence menenjit aşısı diğerlerinden biriyle uygulanmalı,sakınca yok..Daha önce 5'li karma aşı içinde menenjit aşısı olduğu için Menactra'ya gerek olmadığını düşünenler olabilir..Menactra farklı bir bakteri türüne hitap ediyor,dediğim gibi Türkiye'de en fazla rastlanan bakteriyel kökenli menenjite yani..O yüzden 5'li karma olan çocuklara da uygulanabilir. Fiyatı son haliyle 155 TL civarı.''

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Defne=AŞK



Zar zor vakit bulup yazıyorum tabii bu normal bir saat değil gecenin 3'ü :) Şu anda yazmazsam bu hafta fırsat bulup tekrar bilgisayar başına oturamam yoğun geçiyor malum ramazan ayındayız...
Bu dönem en çok üzüldüğüm Defne oluyor, yemek davetleri, temizlik ve vaktimin büyük bir kısmı Uras ile geçiyor.Defne için yapabildiğim emzirmek, alt değiştirmek gibi temel ihtiyaçları ki bu bile aksıyor zaman zaman...Fakat herşeye rağmen sessizce bekliyor, kendi halinde oyunlar oynayıp duruyor.Uykusu geldiğinde parmağını emip uyuyor, uyanınca oyuna devam.
Aklım sürekli onda ve müthiş vicdan azabı çekiyorum, günler böyle geçiyor :( Gün 48 saat olsa ona da bol bol zaman ayırsam oyunlar oynayıp eğlendirsem...

Şöyle bir şey var ki; kalbim Defne'nin aşkıyla dolup taşıyor.Bayılıyorum, aşkım, canım herşeyim o, müthiş hayranım her zerresine aşığım.Durum böyleyken ona doya doya sarılacak zaman bulamamak ne acı...

Kendime her gece söz veriyorum sabah uyanıp hiç bir şey yapmadan günümü sadece çocuklarımla oynayarak geçireceğim diye ama mümkün mü? Hayır tabii ki...Nasıl düzelecek her şey, çözüm nedir bulabilsem...

Uras kreşe gitmiyor, eve gelen yardımcılarla anlaşamıyorum, ben hepsine yetemiyorum...

Kızım seni çok seviyorum, gözlerine baktığımda beni anladığını düşünüyorum ;) Söz sana çok daha fazla zaman ayırıp o şahane kokunu daha fazla içime çekeceğim.




10 Temmuz 2013 Çarşamba

Uras Neler Yapıyor?



2 Yaş Sendromunu atlatıp normale döndü :) Şimdilerde konuşmayı iyice öğrenip uzun uzun cümleler kuruyor.İletişim sıkıntısı yok artık herkes ne konuştuğunu anlıyor.Yalnız bu dönem her çocuk aynı mı bilmiyorum ama bizimki 1 saniye dahi susmuyor.Uyumadığı süre sürekli konuşuyor, hamilelik döneminde bu yüzden ağlamışlığım var :) Düşünsenize aynı cümleyi ard arda 10 kez tekrarlayıp hiç susmadan yanınızda konuşan birini, sinirlerim bozuluyordu.Her soruya cevap veriyorum, onu dinliyorum yüzüne bakarak konuşuyorum öğretiyorum.Sürekli onunla ilgileniyorum, bebeğin şimdilik sadece temel ihtiyaçlarını giderebiliyorum. Akşam babası işten geldiğinde Uras'la bir süre dışarı çıkıyorlar o saatlerde Defne'yle oynayabiliyorum.

Yemeğini yiyebiliyor fakat maalesef hamilelik döneminde çok ilgilenemediğimden çevremizdekiler çikolata sakız gibi tatlara fazlaca alıştırdılar. Şu anda Uras yemek seçmeye başladı bu yüzden, çikolata gibi bir lezzeti tattıktan sonra kerevizi yer elmasını yedirmem mümkün mü?
Siz siz olun kontrolü elden bırakıp çocuğunuzu tatlı yiyeceklere alıştırmayın, zararları bir yana sebzeden uzaklaştırıyor.
Ancak geçenlerde zeytinyağlı enginar pişirdim yemeğin yanına kişi sayısına göre, Uras oturup hepsini tek başına yedi ben mutluluktan bulutların üstündeydim.Hemen dondurucuyu enginarla doldurdum, mevsimi geçiyor ama ben stoktan yedireceğim.Bazen böyle şaşırtabiliyor ama genel olarak et seviyor babası gibi :)

Şimdilerde çok hızlı öğreniyor her şeyi, bunu değerlendirip İngilizce derslere başladık evde, akşam babasıyla 1 saat çalışıyorlar. Bir çok kelimeyi öğrendi, 10 a kadar sayabiliyor. Aç/kapa, soğuk/sıcak gibi kavramları da öğretiyoruz. Bu konuda BBC setlerinden yardım aldık. Uzun zamandır da İngilizce çocuk şarkıları dinletiyoruz, videolar izliyor. Bunlarda da renkler, sayılar, hayvan isimleri öğrendi.

Aslında bu yaz yüzme kursuna götürmeyi planlıyordum da bebekle pek mümkün görünmüyor, sanırım seneye kalacak. Suyu çok sevdiğinden kısa zamanda öğreneceğini düşünüyorum.

Urasça dilini babası dosya hazırlıyor ama bende şu anda aklıma gelenleri kaydedeyim biz çok seviyoruz, büyüyüp kelimeleri doğru söylediğinde sevinmemiz gerekirken üzüldüğümüz zamanlar oluyor.Çünkü çok tatlı konuşuyor.Neredeyse her anını videoya çekiyorum büyüdüğünde o da izlesin. O videoları DVD ye aktarıyoruz, diskette saklı, bilgisayarda vs her yere kopyalıyoruz çünkü çok önemli yangında ilk kurtarılacaklardan :)


Dönep= Gömlek
Pantol= Pantolon
Otobit= Ayakkabı :)
İslat nenne= Islak mendil
Çuuuba= Çikolata
Öpel
Tiyon= TV
Uuufat= Mutfak


Şu anda bu kadar hatırlayabildim yine eklerim.Bu arada Uras'a bu ay menenjit aşısı yapıldı.Türkiye'ye yeni gelmiş; Menactra...Bu aşıyla ilgili detaylı bilgiler bir sonraki yazımda olacak.Belki doktorumuzla bu konuda röportaj yapabilirim.





9 Temmuz 2013 Salı

Tanıştırayım; Defne Hanzade ;)




Çok uzun süredir yazamadım oysa ne çok değişiklik oldu hayatımızda atlamadan zamanında yazmalıydım diye kendime kızıyorum sık sık...Fakat hamileliğim çok zor geçti canım bilgisayar başına geçip uzun uzun oturmak istemiyordu, zaten Uras'ta buna izin vermezdi. Çünkü 2 yaş teröründen nasibimizi fazlasıyla aldık. Uras bambaşka bir çocuk olmuştu saldırgan, tatminsiz, günde milyon kez hayır diyen dönemi yaşadık atlattık. Kötü tarafı hamileliğime denk gelmesiydi zaten oldukça hassastım Uras ağladıkça bende ağlıyordum. Şu anda hatırlamak bile istemediğim beni oldukça zorlayan dönemi kapattık.

Kızımız 4 ay önce 10 Mart 2013 tarihinde dünyaya geldi. İnanılmaz uyumlu, sakin ve şaşırtıcı derecede güler yüzlü beni hiç yormayan bir prenses ;)
O'nun dünyaya gelmesiyle bende hamilelik bunalımından kurtuldum, ilginçtir Uras'ta sakinleşti. Şu anda her şey çok güzel. Hep böyle devam etmesi temennisiyle...

Tabii doğumdan sonra zor günler geçirmedik değil, ilk 40 gün gaz sorunu uyku düzensizliği beni ben olmaktan çıkarmıştı.Uras'a tahammül edemiyordum çünkü çok uykusuz ve yorgundum.Doğumdan 20 gün sonra kreşe başlattık.İlk ay şahane geçti, sorunsuz gidip geliyordu, sonra sanırım sıkıldı her sabah evden çıkmamak için ağlayıp kendini yerlere atmaya başlayınca haftada bir kaç gün göndermeyelim benimle olsun dedim.Sonrasında yine uzun süren bir gribe yakalandı, geniz akıntısı başladı ve yine hastanede yatış!1 Hafta yattı ben bebekten dolayı yanında kalamadım babamız gündüz iş gece hastane derken çok yoruldu.Sonunda tam iyileşmeden taburcu olmasını talep ettik çünkü artık gündüz yanında kalacak kimseyi de ayarlayamadık.Evde ilaçlara devam edip Defne'ye bulaşmadan iyileştirdik.Umarım en azından bu yıl tekrarlamaz.

Uras kardeşini uzun süre yok saydı, görmezden gelip onunla ilgili konuşmadı bebek konusuna hep yorumsuz kaldı.Şimdi artık sahiplenmeye başladı fakat uzak duruyor ''bana dotunmasın anne'' diyor :)
Düşündüğümüzden kolay atlattık aslında, kıskançlık zarar verme gibi durumlar pek yaşanmadı.

Bebekten sonra kreşe vermek doğru muydu hayır değil aslında amaa ben gerçekten bakamıyordum.Gece bebek uyutmuyor, gündüz Uras uyutmuyordu.Zor günlerimde kreşte olması ikimiz içinde daha iyi oldu.2 aylık kreş maceramız oldu, hastalıktan sonra ara verelim dedik ama oldukça uzun bir ara oldu ne yapacağımız konusunda kararsızız.
Bir yanım devam etsin sosyalleşsin dese de diğer yanım anne kuzusu o daha yanımda kalsın zaten okula başladığında uzun yıllar sürecek, en güzel dönemlerini bensiz geçirmesin diyor.Zaten o da isteksiz, bilemiyorum...

Defne Hanzade'nin doğum ve isim hikayesini daha sonra yazacağım(umarım uzun ara vermem).2.kez anne olmak nasıl bir duygu diye soranlara şunu söyleyebilirim; ilkinden farksız aynı heyecan, aynı mutluluk, tek fark tecrübeli olmamız.
Mis kokulu kızım şu anda tatlı tatlı uyuyor, bir yandan izleyip bir yandan yazıyorum.Uyanık olsa ona baktığımı fark ettiği anda kocaman gülücükler saçardı :) Bayılıyorum gülüşüne meleğim, ömrün boyunca hep böyle gül, mutluluklar içinde uzun ömür diliyorum sana da Baby Uras'a da ;)





6 Şubat 2013 Çarşamba

Ateş Nöbeti


Minik oğlum yine hasta maalesef...Önceki gün üst üste kusmalarla başladı, geceyi acilde serumla geçirdik.Kendi doktorumuz gece hastanede olmadığından farklı özel bir hastanede nöbetçi çocuk doktoruna gittik.Muayeneye başladığı andan itibaren ısınamamıştım, muayene ve kendince tedavi sonuçlandığında neden ısınamadığımı anladım.
Ciğer dinleyip serum takmaya karar verdi sevgili doktor, sonra ishal olmadığı halde ishal diyeti ve 3 tane bulantı önleyici ilaç yazdı.Tabii ki ilaçları almadım kullanmam, diyeti kendim planladım kustuğu için hafif yemekleri tercih ettim.

Bugün akşama kadar gayet iyiydi, kusmadı ve son derece hareketli neşeli bir gün geçirdi.Taa ki akşam eve gelip 1 biberon sütü içene kadar...Sütten sonra yine kusmaya başladı dakikalarca sürdü maalesef, ardından ateşi yükselmeye başladı.Şu anda saat sabahın 04:30!u ve ben hiç uyumadan başında bekliyorum.38,5 altına hiç düşmedi ateşi, 4 saatte bir şurup veriyorum sürekli kontrol ediyorum.

Daha önce 1 kez ateşlenmişti yine şurup ve ateş düşürücü alın bantı ile kontrol altına almıştım.Bu kez bant ve şurupa rağmen düşmüyor.Ateşlenme yaşamadığımızdan sanırım evde fitil yada şurup bulundurma alışkanlığımız yokmuş bugün fark ettim.Fitil daha etkili bir çözüm diye biliyorum.Yarın ilk işim eczaneye gitmek olacak.

Bu arada bende önceki gün muayene oldum Uras'la hastaneye gitmişken, karnımın sağ tarafında uzun süredir çok şiddetli ağrı vardı.Doktor böbreğimde hafif genişleme olduğunu, ayrıca bebeğn sağ tarafta geliştiğinden dolayı sağ böbreğimde tıkanma oluştuğunu söyledi.Tıkanma sebebiyle idrar birikiyormuş.Doğuma 4 haftamız kaldı bu yüzden müdahale etmeyelim, doğumdan sonra düzelmezse tedaviye başlanır dedi.4 hafta daha dayanabilirim sanırım.

Ağır grip geçiriyorum, öksürük krizlerim fena...Grip için de ilaç kullanmamamı tavsiye etti, her gün portakal-greyfurt suyu iç dedi ki zaten her gün kocamaaan bir bardak sıkıp içiriyor oğlum ve babası :) Bakalım ona da tamam dedim bekliyorum.
Bu kadar zor durumdayken birde gece uyumamak nasıl zor anlatamam.Yorgunluktan gözlerimi zor açıyordum oyalanmak için yazmayı düşündüm iyi geldi....

Uras ateşli desem teyzeler ve anneanne tabii ki alıp bakarlar, yada babası erken saatlerde işe gideceği halde kıyıp uyandırsam o da bakar ama kimseye teslim edemiyorum.Açıkçası Uras konusunda kendimden başka kimseye güvenmiyorum, babasına bile sorumluluk vermeyip hasta halimle bakıyorum.O da bir kez bile uyanıp sormadı belki de güvensizliğimin sebebi budur, yada babamıza aşırı güven sağlamışım bilemiyorum..
Sonuç olarak Uras'ın ateşi ve kusmasının sebebini anlayamadık, yarın kendi doktoruna götüreceğim.Bizi başkası anlamıyor, Ela Tahmaz seni çok sevdiğimizi buradan da söyleyelim ;)

31 Ocak 2013 Perşembe

Doğum Çantasında Neler Olmalı?


Artık gebeliğimin 33. haftasındayım ve yavaş yavaş hazırlıklarımı yapıyorum.Bebek alışverişimiz neredeyse bitti.Uras'ı çok renkli giydirmemin faydasını şu anda görüyorum ki kızkardeşi de bu kıyafetlerden yararlanacak.Yine de pembe kıyafetler alıyoruz tabii ki :) Özellikle teyzeler ve anneanneyi bu konuda durdurmak mümkün değil, tam gaz alışveriş yapıyorlar.

Bebeğin kıyafetleri yıkandı, ütülendi.Sıra geldi doğum çantamıza, hangi kıyafetleri koysam diye o kadar kararsızım ki bu konuda da yardım isteyip teyzeleri yengeleri eve toplayacağım.
Uras'ın doğumundan tecrübeliyim aslında, neler lazım olabilir biliyorum.Ev-hastane arası 10 dk. mesafede ama herşey elimin altında olsun istiyorum.
Kendim için ayrı, bebek için ayrı çanta hazırlıyorum.Sezaryen olacağı için ben ameliyathanedeyken aileme kolaylık olur.Hatta bebeğin takımlarını ayrı ayrı poşetleyip çantaya öyle koyacağım.

Benim çantamda neler var;

1 Gecelik+sabahlık
2 Pijama takımı (önden düğmeli)
İç çamaşırı 3 takım
Kalın çorap 2 adet
Hijyenik ped
Emzirme sütyeni
Göğüs pedi
Lohusa tacı (bebekle takım)
Üşüme ihtimalime karşı şal
El havlusu
Saç maşası (3 gün kalabilirim bakımlı olmalıyım :)
Makyaj malzemelerim :) ve temizleme pamuğu
Deodorant, roll-on
Terlik
Toka

Bebeğin çantası;

1 Penye ve 1 kalın olmak üzere 2 adet battaniye
Alt açma minderi
3 adet zıbın
3 adet çoraplı pijamalardan
3 takım giysi, tulum da olabilir bunlar
3'er adet çorap, eldiven, bere
Yenidoğan bebek bezi 10 adet koydum
Yenidoğan ıslak mendil yada ıslak pamuklar satılıyor onlardan alabilirim.
Emzik ve kutusu
Ağız silmek için bez (5 adet koydum)


Hastaneye ziyarete gelecekler için şeker ağacı ve şeker+çikolata siparişlerimi verdim. Bu konuyla ilgili bir çok site inceledim, facebook sayfalarına tek tek baktım.Karar vermek gerçekten zordu, sonunda İdemom Design tasarımlarından bir tane beğendim ve hemen sipariş verdim.Bekledikçe fikrim değişebilirdi :)

Baby shower yapmayı da planlıyorum, hatta bununla ilgili de bir çok ürün beğenip Neşeli Kurdele sitesinin sahibesiyle görüşmelerimiz oldu sonunda ortak karar verdik ürün görselleriyle ilgili ancak 2 gündür kendisine ulaşamıyorum.O da hamileydi doğum yapmış olabilir ve benim siparişlerim gelmeyebilir :( Bekliyorum bakalım...

Evde pek değişiklik yapmadık şimdilik, beşiğimiz Uras pek kullanmadığından dolayı sağlam, temiz duruyor.Bir nevresim takımı almam gerekiyor, çünkü evdeki takım oldukça erkeksi :)





23 Kasım 2012 Cuma

Uras Sözlüğü


Merhaba, Uras artık konuşuyor :) Neredeyse her gün yeni kelimeler öğreniyor.Uras'ın dilinde ne nedir tarihe not düşelim dedik.Hatta en kısa zamanda bir video kaydı da oluşturacağım ki o tatlı sesten yıllar sonra da dinleyelim.Şimdi hızlıca aklıma gelenleri yazacağım çünkü Uras'ın yaramazlıklarına yetişmeliyim.Bir saniye gözden kaçırsam ağzında pille yada kolonya içerek gelebilir.Daha sonra yine bu listeye devam edeceğim.

Ebiti= abisi (Sarp)
Abvaa= abla (Feyza)
Teyyem= teyze
Uuuurda= orada
Oooootur :)
Ayaba= araba
Mu= muz
İyaauv= kedi
Açimimi= açayım mı
Etitititimu= ekmek :))
Taçaaa= çanta
Ayooooo= alo
Buunu= burnum
Oşii= sırtımı kaşı
Tata= kaka :)
Çouba= çorba
Piii= pil
Paaadon= pardon
Fuuulça= diş fırçası
Soğuut= sıcak demek :))
Maaana= mandalina, portakal, elma, ayva gibi tüm yuvarlak meyveler :)

Tabii tüm bu kelimeler anne ile başlıyor.Anne aç, anne in, anne fuuuulça, anne öp gibi...Baba, dede, anneanne gibi çok net söylediği kelimelerde var.Bazı kişilere adıyla hitap ediyor Ahmet, Arda vs..Ama karşısındakine mutlaka ne demek istediğini anlatıyor, dilinden anlamayan olursa vücut dilini kullanıyor :) Devamı gelecek...




3 Kasım 2012 Cumartesi

Trabzon Hurmalı Bebek Pudingi :)


Herkese merhaba...Uzun bir ara verdim hamilelik sorunları, zorluklar vs..bu konuyu daha sonra uzun uzun anlatacağım.Şimdi hemen bir tarif verip kaçacağım.Trabzon hurmasını biliyorsunuz, şu an tam da mevsimiyken bebeklerimiz bu vitaminlerden faydalansın istedim.Tarifi herkesle paylaşmalıyım deyip oturdum bilgisayar başına bakalım...Her zaman mevsim meyvelerinden yiyelim, yedirelim ;)

Malzemeler:

  • 1 Su Bardağı Süt
  • 2 Yemek Kaşığı İrmik
  • 1 Yemek Kşığı Mısır Unu
  • 2 Trabzon Hurması
Yapılışı:
  • Mısır unu, irmik ve sütü karıştırıp katılaşana kadar pişiriyoruz.
  • Rondoya önce bu karışımı ardından soyup dilimlediğiniz hurmaları ekleyip çekin

Bence yeterince tatlı ama bebeğiniz daha tatlı seviyorsa bal yada pekmez ekleyebilirsiniz...
Sevgiler...

16 Ağustos 2012 Perşembe

Memeden Kesme Öykümüz


Hayatımın en duygusal dönemini yaşıyorum....Uras'la ilk ayrılığımız...Büyük bir boşluk...Belki de mecburi ayrılık olması beni bu kadar üzüyor, zamanı geldiğinde kendi isteğimle memeden kesmiş olsaydım bu kadar etkilenir miydim bilemeyeceğim...
Gebeliğimin 10. haftaya girmesiyle memeden kesme zorunluluğum ortaya çıktı, çünkü emzirdikçe rahim kasılıyor ve bebeğin düşme riski oluşuyor.Bu durumda Uras'ımı o çook düşkün olduğu memeden ayırmak zorunda kaldım.Buna ben bile hazır değilken 17 aylık çocuktan nasıl bekleyebilirim ki...
Doktor, doktor gezdim yokmu bir yolu emzirmeye devam etsem diye ama doktorlar net ''olmaz'' dediler.İnternette araştırdım benim durumda olan anneleri buldum, bizim ülkemizde çok yaygın olmasa da yurt dışında bir çok ülkede çok fazla sayıda benim gibi 2 çocuğunu birden emzirmek isteyen ve yapan anneler var.Gebelik boyunca büyük çocuk emziriliyor, doğuma 1 hafta kala bırakılıp süt biriktiriliyor ve doğumdan sonra her iki çocukta emziriliyor.Okudukça, araştırdıkça mutlu oldum açıkçası...
Yalnız aklıma takılan anne sütü bebeğin haftasına göre değişiyor, bunu bebeğin tükürüğünden algılayan göğüsler sütün kalitesini haftasına göre ayarlıyormuş.2 yaşında çocukla yeni doğmuş bebeğin süt kalitesi farklı olacak ve bebeğe gerektiği sütü veremeyeceğim endişesi ile bundan da vazgeçtim.
Ailemin ve doktorların da baskısıyla memeden kesmeye karar verdim, önce gündüzleri vermeyip gece emzirerek azaltıp unutturmaya karar verdim.Nasıl bir saçmalıksa biriken sütün çocuğa zarar vereceğini bende çevremdekiler de düşünemedik.Gece emzirdikçe Uras ishal oluyor, hamileliğimden dolayı sütümün bozulduğunu düşünüyorduk.Aslında birikmiş sütü verdiğimden ishal oluyormuş zavallı bebeğim, anında bezini değiştirdiğim halde pişik oldu.Doğduğundan beri hiç pişiği olmamıştı çok özen gösterdim.
Sonunda kardeşim biriken sütümün bozulmuş olacağını söyleyince eyvah dedim ama olan olmuştu pişik garip bir şekilde kırmızı pütürler halinde vücudunu sardı.Hemen doktorumuz Ela Tahmaz'a koştuk.Pişik egzamaya dönüşmüş, 2 ayrı krem verdi sabah akşam sürüyoruz.Haftaya kontrolümüz var bakalım.



11 Ağustos öğlen 13:30 da Uras'ı son kez emzirdim, son kez emerken göğsümde uyudu.Bu bir vedaydı ve o farkında değildi...Uyandıktan sonra bir şekilde yemeklerle günü geçirdik.Asıl olayımız gece emmeden uyumuyordu Uras meme istiyor ben vermeyip oyalamaya çalışıyordum.O ağlıyor ben ağlıyorum.Yüzümü, boynumu emmeye çalışıyor bu çaresizliği karşısında üzüntüden kahroluyordum.Resmen o anda hasta oldum.Baş ağrısı, boğazım şişti ateş vs. derken annem aradı gelin burada kalın biz Uras'ı oyalarız dedi.
Gece annem ve kardeşim nöbetleşe baktılar, uyandıkça 1 çay bardağı süt verip uyuttular.Sabah beni görünce yine meme istedi, siyah bantla kapatmıştım bak pis olmuş oğlum deyince uzaklaştı.Gün boyu böyle uzaklaştırdım gece yine annemler baktı.3. geceden sonra bana pek yaklaşmamaya başladı.
Bu arada biriken süt yüzünden göğsüm şişti ve acı içinde kıvranıyordum.Bir kaç gün sonra ağrın geçecek diyordu çevremdekiler.Neyse yine internet imdadıma yetişti sütü bu kadar uzun süre biriktirince kist olabileceğini söylüyordu deneyimli anneler...Hemen ağrımı azaltacak kadar sağdım, sonrasında zaten ağrı geçti ve artık Uras'ta duruma alıştı.
Ben alışabildim mi, hayır asla alışamayacağım.Aramızdaki o bağ koptu ve bende büyük bir boşluk oluştu.Tekrar emzirmeyi o kadar çok isterim ki...Uras'ın emerken mest oluşuna bayılıyordum.Zamanla duygularım nasıl olur bakalım...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

17. Ayımız ve Sürpriz Gelişme


Uzun bir aradan sonra merhabaa...Kısa bir tatil girdi araya pek yazamadım bu aralar...Uras'ım mutlu, sağlıklı büyümeye devam ediyor.Tatil planımız hiç yok iken sırf onun için tatile gittik çünkü deniz tutkunu :) Doyamadı tatile bayram sonrası yine devam edeceğiz.

Neler yapıyoruz; Uras kelime haznesini geliştirmeye devam ediyor.Birde tatlı konuşuyor ki bayılıyoruz.Düştü mü, açiyim mi, bitti mi, aliyim mi diye sorular soruyor ama nasıl tatlı bir ses tonudur duymalısınız :) Emerken ''anne bitti mi'' diye soruyor evet dersem kalkıyor kucağımdan, nasılda uslu...

Pepe tutkusu da oluştu, soluksuz izliyor ama günde toplamda yarım saat tv izlemesine izin veriyorum.Bıraksam bütün güz pepe izler ama onun dışında program sevmiyor.Şirinleri zorla sevdirmeye çalıştım bir şirinler tutkunu olarak ama başaramadım :)

Yürümesi, konuşması, beslenmesi gayet iyi ilerliyor.Arkadaş canlısı ve paylaşımcı bir çocuk.Yalnız büyüyen çocuklar genelde bencil olur deniyor ama Uras paylaşmayı seviyor.

Sürprizimiz ne diye merak edenler HAMİLEYİM :)
Bu güzel duyguyu 2. kez yaşıyorum, Uras'a kardeş geliyor.Çok mutlu olduk öğrendiğimizde, aslında Uras'ımla 2,5-3 yıl yalnız kalıp bol bol beraber vakit geçirmekti planım.Ama sürpriz bebeğimizle beraber büyüyüp eğleniriz artık...

Bu aralar karmaşık duygular içerisindeyim evet sevindim ama Uras'a ya yeterli vakit ayıramazsam, ya üzülürse gibi düşünceler beynimi kemiriyor.Şunu biliyorum ki gerçekten vaktim daha az olacak, oğlum bir salise bile üzgün olsun istemem bunun için çok çaba göstereceğim.
Nasıl bir suçluluk duygusur bu...Sanki aramıza biri girecek ve Uras'la uzaklaşacağız asla istemiyorum böyle olmasını...Şimdiden girdi aslında emzirme yasağı geldi doktorumuzdan :(  Duyduğum andan beri ağlıyorum benim bebeğim daha küçük ve memeye aşırı düşkün yapamam.Nasıl kıyarım, nasıl o aramızdaki bağı koparırım.Son kez nasıl bile bile emziririm hemde o son olduğunu bilmeyecek...
Şu an 7 haftalık hamileyim, 10. haftaya kadar emzirebilirmişim devam edersem düşüğe neden olurmuş.Zaten bir gün Uras emmeyi bırakacaktı diyerek kendimi sakinleştirmeye çalışsamda çok üzgünüm.
Ayrıca hamileliğim de çok zor geççiyor mide bulantısı hayatımı bitirdi resmen, bütün kokulardan rahatsız oluyırum.Mutfağa giremiyorum bile bırakın yemek yemeyi...Yemek düşüncesi bile midemi bulandırıyor.Aç ve halsiz bir anne nasıl süt üretebilir nasıl bebeğine bakabilir düşünün.Aile yardımlarıyla şimdilik idare ediyoruz.Tabii eve devamlı bir yardımcı almak şart oldu.

Zor günler geçiriyorum, karmaşık duygular, hastalık gibi bir hamilelik geçiriyor ve dayanmaya çalışıyorum. Uras'ıma güler yüzlü davranıp onunla oynamaya çabalıyorum ama hiç enerjim yok.Onun enerjisi müthiş, kıpır kıpır bir saniye duramıyor.Bakalım 9 ay nasıl geçecek...